Ana Sayfa arrow Tüm Kitaplar
Tüm Kitaplar
One Man Show

One Man Show Seza Bali, based in Istanbul, photographed her father's extensive business card collection, amassed over a few decades as a salesman in Turkey.

Bali's book acts as a record of this eccentric collection, accompanying a new body of work to be exhibited in 2014. Bali writes in her artist statement: "My father retired long ago from this business. However, to this day he has kept all his envelopes and cards, even though he understands that they are no longer of any use to him. The mystery of his attachment to this obsolete form of communication, reference, and human connection-not to mention his unique archival system-is the source of inspiration for this new body of work entitled One Man Show."


Satın Al
Devamı...
 
Soğuk Savaş Döneminde Türkiye'deki Komünizmle Mücadele Dernekleri

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından ortaya çıkan iki kutuplu dünya düzeninde Türkiye, batılı devletlerden yana tavır almış ve Sovyetler Birliği ile olan ilişkilerini eski yoğunluğunda devam ettirmemiştir. Aynı dönemde Stalin yönetiminin Türkiye üzerine yürüttüğü tehdit içerikli politikalar, Türkiye’nin batılı devletlerin tarafında yer almasını kolaylaştırmıştır. Türkiye, bu gerilimli dönemlerde Sovyet tehlikesini bir iç politika haline getirmiş ve ülke içerisinde “ilerici aydın” olarak nitelendirilen isimlerin tasfiyesine başlamıştır. 1947’de Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi hocalarına “komünist” suçlaması ile başlayan tasfiye hareketi, Türkiye’yi dış ve iç politikada geri dönülemez bir değişime sürüklemiştir. Türkiye’de “cadı avı” şeklinde gelişen bu olaylar silsilesinde ülke içerisinde belirli gruplar yürüttükleri anti-komünist yapılanmaları tarihte ilk defa “Komünizmle Mücadele Dernekleri” çatısı altında kurumsallaştırmıştır. İlk olarak 1948 yılında İstanbul Beşiktaş’ta kurulan dernekler tarih içerisinde çeşitli evrelerden geçmiştir. 1985 yılında kapanana kadar Türk siyasal hayatında birçok olayda etkili olmuş ve çeşitli isimlerin Türk siyasetine girmesine vesile olmuştur.


Satın Al
Devamı...
 
Bir Defterin Işığında – Selanikli Mustafa Arif Efendi (1852-1941) ve Ailesi

1852 yılında Selanik’te doğan ve 1925 yılında mübadele ile İstanbul’a gelen avukat Mustafa Arif Efendi’nin 1867-1933 yılları arasında Osmanlı Türkçesi ile tuttuğu notlar, Mustafa Arif Efendi’nin torunu Bilgi Arif Kenber ile Dilek Akyalçın Kaya’nın ortak çalışmasıyla bir kitaba dönüştürüldü.

Eser, yalnızca Mustafa Arif Efendi ve ailesi hakkında bilgi vermekle kalmıyor; aynı zamanda dönemin Selanik’i ve toplumu hakkında da arşivlere ve belgelere dayanarak sosyal, kültürel ve ekonomik tespitlerde bulunuyor.

Mustafa Arif Efendi’nin gençliği, iş hayatı, Avrupa seyahatiyle ilgili notlarının yanı sıra şiirlerinin ve çocukları hakkında bilgilerin de yer aldığı Selanikli Mustafa Arif Efendi ve Ailesi, çok sayıda belge, fotoğraf ile bu kitabın ilk adımı sayılan defterin aslını da içeriyor.


Satın Al
Devamı...
 
İkinci Dünya Savaşı Dönemi Türk-İtalyan İlişkileri

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel belgesi olan 1923 Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sonraki dönemde; İtalya’nın Akdeniz’de ve Balkanlar’da yarattığı tehdit, İtalya’nın faşist lideri Mussolini’nin her fırsatta dile getirdiği emperyalist emelleri ve “Mare Nostrum” gürültüleri, dönemin Türk Dış Politikası’nı etkileyen en önemli dış etken olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’na giden yolda, Türkiye’nin izleyeceği dış politikasını doğrudan etkileyen esas olay ise İtalya’nın Almanya’dan esinlenerek, 7 Nisan 1939’da Arnavutluk’u işgal etmesi olmuştur. Rodos ve 12 Ada’da çok sayıda İtalyan askerinin mevcudiyeti de dikkate alındığında Türkiye, bu işgali kendisine ve Balkanlara karşı açık ve yakın bir tehlike olarak algılayacak, bu tehdit karşısında kendisini güvenlik altına almak için Batılı devletlerle işbirliğine gidecektir.


Satın Al
Devamı...
 
Osmanlı-Meksika Diplomatik İlişkileri (1864-1913) – Elçilik Raporlarında Osmanlıların Latin Amerika Siyaseti

Fransız Devrimi sonrasında yaşanan uluslararası gelişmelerin karmaşıklığı ve yeni kurulan dünya düzeni nedeniyle, Osmanlı kançılaryası da önemli bir değişim geçirdi. Özellikle Rum İsyanı sırasında 1821 yılında kurulan Tercüme Odası’nın ortaya çıkmasıyla, gerçek anlamda dünya siyasetini takip edebilen iyi derecede Fransızca bilen bir hariciye nesli yetişti. Aynı süreçte yine Fransız Devrimi’nin gerçekleşmesi sonrası Napoleon’un devrimi Avrupa’ya yayma çabaları sırasında gerçekleşen İspanya işgali sonrası Latin Amerika ülkeleri de birer birer bağımsızlıklarına kavuştular. Meksika Devleti bu süreçte bağımsızlığını elde etmeyi başarmasına rağmen, uzun süre Avrupalı büyük devletlerin deniz aşırı tutkularından dolayı çeşitli seferler müdahalelere maruz kaldı. Meksikalılar ile Türklerin karşılaşması da bu müdahalelerden birisinin sonucunda gerçekleşti. Bu kitapta ele alınan süreç bu uzun süre aralıklarla devam eden iki devlet arasındaki diplomatik süreci ele alıyor. Bu süreç resmi iki devlet arasında resmi olarak diplomatik ilişkilerin başladığı 1864 yılı ile konsolosluk protokolünün karşılıklı olarak imzalandığı 1913 yılı arasını kapsamaktadır. Bu kitapta Osmanlı ve Meksika arşivindeki belgelerin ışığında anlatılan bu süreç aynı zamanda bize bir Latin Amerika devleti ile Akdeniz ülkesinin hangi nedenlerle bir araya geldiğini ve hangi konular üzerinde anlaşmalar yaptığını da ortaya koyacaktır.


Satın Al
Devamı...
 
This is My New Homeland Life Stories of Turkish Jewish Immigrants - III

This is the third in a series of edited volumes narrating the life stories of Turkish Jews who immigrated to foreign countries and built their new lives there. The preceding volumes have been published in 2016 and 2017. This volume comprises ten different stories from ten Turkish Jews who now live in Israel (three), Australia (one), Canada (one), and the United States (five). This volume is a collective effort to save the memoirs of Turkish Jews who now live in their new homelands.


Satın Al
Devamı...
 
Hiç Aklımdan Çıkmadı – Kasımpaşa Altı Ocak Sokağı - Anılar

Rifat Güller, Hasköy’de doğmuş, üç yaşında Kasımpaşalı olmuş İstanbullu bir Yahudi. Sonrasında büyüdüğü Kasımpaşa’dan ayrılmış, başka semtlere taşınmış ancak 1950’li, 1960’lı yıllarda yaşamış olduğu sokağını ve semtini hiç unutmamış. Güller’in hayat hikâyesi, İstanbul’un onlarca sakininin hayat hikâyelerine benzer bir hikâye. Artık kaybolmuş olan bir mahalle hayatını, kültürünü, komşuluk ilişkilerini anlatıyor. Aynı zamanda İstanbul’un bir Yahudi sakininin ağzından yarım asır boyunca sürdürdüğü çalışma hayatı, samimi bir şekilde anlatılıyor. Hatıratlar, biyografiler ve azınlıklar ile ilgilenen herkesin ilgiyle okuyabileceği bir çalışma.


Satın Al
Devamı...
 
The Middle Eastern Jewellery Reflection of Islam on the Forms and Symbols

The dynamic process of identification of action and interpretation consists in interdependence between the social world and its mental model with its intellectual and emotional context. People do not relate to nature directly but do so through symbolic interpretations where symbols represent and stand for nature or any object of perception. Thus, the main issue seems to be the relation between symbols and that which is symbolized, what symbols stand for and how this relation is established. Whatever other function sign and symbol may fulfill, it is clear that they make it possible for human individuals to send and receive messages, and therefore to establish relations between each other and consequently make all kinds of human groupings and cultural constructions possible. Establishing identities of objects through acts of identification composes one dimension of this process of creating the world of culture. The question of the origin of Islamic art and the nature of the forces and principles which brought this art into being must be related to the worldview of Islam itself, to the Islamic revelation, one of whose radiations is directly the sacred art of Islam and indirectly the whole of Islamic art through jewellery. This work offers a comprehensive yet complex study on the matter.


Satın Al
Devamı...
 
"Esir Şehrin" Mutfak Kültürü – Mütareke Dönemi İstanbul Mutfak Kültürü 1918-1922

I. Dünya Savaşı sonunda esir düşmüş bir şehrin mutfağını ve yeme içme kültürünü ortaya koyan bu çalışma, İstanbul’un İtilaf Kuvvetleri’nce işgal edilmesinin 100. yılına aylar kala okurlarıyla buluşuyor. Mütareke Dönemi’nde İstanbul’un iaşesinden işgal zamanında İstanbul halkının yokluklarla mutfakta nasıl mücadele edip çözümler ürettiğine, dönemin yemek kitaplarında İstanbulluların yeme içme kültürünün incelenmesinden Beyaz Ruslar’ın İstanbul mutfağına ve sosyal yaşamına bıraktığı izlere, saray mutfağından Sultan Vahdettin’in sofrasına kadar birçok başlığı bir araya getirerek zengin ve derin bir yemek tarihi çalışması ortaya koymaya çalışan yazar, dönemle ilgili önemli birincil kaynakların bilgisini de okurlara sunuyor. Bu birincil kaynakların arasında en çarpıcı olanı, yemek tarihi çalışanların özellikle ilgisini çekecek olan, Sultan Vahdettin’e sunulan yemeklerin gün gün kaydının tutulduğu defterdir. Bu defter Osmanlı arşivlerinde bir benzerine daha önce ulaşılamamış olması açısından oldukça dikkat çekicidir. Ayrıca bir Osmanlı feministi olan Ulviye Mevlan’ın Mükemmel ve Mufassal Aş Ustası isimli yemek kitabı ve Hüseyin Hüsnü’nün Etsiz Yağsız Tecrübeli Yemekler kitabı gibi dönem mutfağını yansıtan yemek kitapları incelenerek Mütareke Dönemi İstanbul mutfağının çerçevesi oluşturulmuştur. İmparatorluğun yemek kültüründen Cumhuriyet’e nelerin miras kaldığının izlerinin takip edilebileceği bu kitap yemek tarihi çalışmalarına bir katkı niteliğindedir.


Satın Al
Devamı...
 
Türkiye'de İktidar-Muhalefet İlişkileri (1946-1960)
Türkiye'de İktidar-Muhalefet İlişkileri (1946-1960)

7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti siyaset sahnesindeki yerini almış ve Türkiye’de kalıcı olarak çok partili yaşam başlamıştır. Bu sebeple Türkiye’de iktidar-muhalefet ilişkilerinin kökenleri 1946-1960 yıllarında atılmıştır. Bu yıllar arasında gelişen iktidar-muhalefet ilişkileri Türk siyasetinin bel kemiğini oluşturmaktadır. Yaşananlar sadece dönemini değil Türk siyasetinin geleceğini de yakından etkilemiştir. Bu düşünceden hareketle hazırlanan çalışmada iktidar-muhalefet ilişkilerinin kökenleri karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Eser Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar veya muhalefette tutumlarının farklı olup olmadığını gözler önüne sermekle birlikte 27 Mayıs 1960 darbesine giden sürece de ışık tutmaktadır.


Satın Al
Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 10 (Toplam 245)