Ana Sayfa arrow Tüm Kitaplar
Tüm Kitaplar
One Man Show

One Man Show Seza Bali, based in Istanbul, photographed her father's extensive business card collection, amassed over a few decades as a salesman in Turkey.

Bali's book acts as a record of this eccentric collection, accompanying a new body of work to be exhibited in 2014. Bali writes in her artist statement: "My father retired long ago from this business. However, to this day he has kept all his envelopes and cards, even though he understands that they are no longer of any use to him. The mystery of his attachment to this obsolete form of communication, reference, and human connection-not to mention his unique archival system-is the source of inspiration for this new body of work entitled One Man Show."


Satın Al
Devamı...
 
''Genciz, Türk'üz, Yahudiyiz, Yerli Yabancı Değiliz'' – Türk Yahudi Gençleri Anlatıyor
''Genciz, Türk'üz, Yahudiyiz, Yerli Yabancı Değiliz'' – Türk Yahudi Gençleri

Bu çalışma kızlı erkekli onsekiz Türk Yahudi gencinin kendi kalemlerinden doğdukları, büyüdükleri ve birer yurttaşı oldukları Türkiye hakkında düşündüklerini, hissettiklerini, kırgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, sevinçlerini, kimliklerini nasıl algıladıklarını anlatan bir derleme. Kitapta yer alan metinlerin ortak noktası gençlerin Türk toplumu tarafından adlarından ve/veya dinî kimliklerinden ötürü “yabancı” olarak algılanmalarından ve de gündelik basında ve sosyal medyada rastlanan antisemit yayınlardan ve ifadelerden, en hafif tabiriyle, rahatsız olmaları. Azınlıklar ve Türk Yahudileri hakkında araştırma ve okuma yapmak isteyenler için kayda değer bir çalışma.


Devamı...
 
Bir Zamanlar Amerika ve Türkler – Siyasi, Sosyal, Dini ve Ticari Temaslar
Bir Zamanlar Amerika ve Türkler – Siyasi, Sosyal, Dini ve Ticari Temaslar

Günümüzde Amerika’da yükselen İslam düşmanlığını görüyoruz ama bu düşmanlığın arka planını bilmiyoruz. Halbuki politikacı, dinadamı ve aydınlar, eskiden beridir Müslümanlar aleyhinde çalışmaktadır. Örneğin Türkler vahşi kafirler addedilmiş, Yecüc ve Mecüc diye tarif edilmiştir. Öte yandan Müslüman Türk göçmenler fî tarihinden bu yana Amerika göçmenlerinin arasında yer almış ve Osmanlı uleması, Yeni Dünya’nın kısa zamanda İslamiyeti kabul edeceği kehanetinde bulunmuştur. Dahası Amerika Birleşik Devletleri, Avrupalı hasımlara karşı İstanbul’a siyasi ve ticari bir alternatif sunmuştur. İki deniz bir kıtayla ayrılan ABD ve Türkler, nihayet milli cumhuriyet paydasında da birleşmiştir. Böylesine hararetli bir tempoda cereyan eden siyasi, sosyal, dini ve ticari temasları pek bilmiyoruz veya hatırlamıyoruz. Bir Zamanlar Amerika ve Türkler, bu temaslara hayatlarını vakfeden yabancı ve yerli araştırmacıların gözünden bizlere enteresan, değerli, zevkli ve sürükleyici bir bakış açısı sunuyor.


Satın Al
Devamı...
 
Türkiye'de Holokost Tüketimi (1989-2017)
Türkiye’de Holokost Tüketimi (1989-2017)

"Holokost", Türkçede yer almayan, Türk kültürüne mal olmayan bir kelime. Altı milyon Yahudi’nin Nazi rejimi tarafından yok edilişini anlatmak için kullanılan bir kelime. Türkçeye mal olmuş tabirle Yahudi Soykırımı. İkinci Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalmayı başararak Nazi işgalini ve dolayısıyla Holokost felaketini yaşamayan Türkiye, son 15-20 yıl zarfında artan bir hızla Holokost konusuna ilgi göstermeye başladı. Her yılın 27 Ocak günü Türkiye Hahambaşılığı, T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın temsilcilerinin de iştirak ettikleri Holokost anma töreni düzenlemekte, sivil toplum kuruluşları Holokost ile ilgili eğitim seminerleri vermekteler. Sanat, kültür ve edebiyat âlemi de roman, belgesel film, konser, gösteri gibi değişik kültürel faaliyetler ile bu etkinliklere eklendi. Türkiye neden aniden Holokost ile ilgilenmeye başladı? Bu ilgi, sahici ve samimi bir ilgi mi? Türkiye Cumhuriyeti neden Uluslararası Holokost Anma İttifakı’na (IHRA) üye olmak istiyor? IHRA nedir? T.C. Dışişleri Bakanlığı neden her yıl Türkiye’de düzenlenen Uluslararası Holokost Anma Günü’ne iştirak etmekte? “Yahudileri Soykırım’dan kurtaran Türk diplomatları”, siyasetçilerin inşa ettikleri bir mitos mu yoksa gerçek mi? Sivil toplum kuruluşları neden aniden Holokost ve antisemitizm hakkında eğitim seminerleri düzenlemeye başladılar? Bu yeni durum Holokost’un metalaştırılmasının, araçsallaştırmasının ve bir tüketim ürünü olarak paketlenip sunulmasının ipuçları mı? Bu kitap bütün bu suallere cevap vermeye çalışmakta.


Satın Al
Devamı...
 
"This is My New Homeland" Life Stories of Turkish Jewish Immigrants - II
Electoral Systems in Turkey

This work is a compilation of life stories of twelve Turkish Jews, born and raised in Turkey, and who have settled in new homelands. They now live in the United States, France, Israel, and Australia. Through their stories the reader will be able to have glimpses of their lives before and after leaving Turkey and understand the reasons that pushed them to emigrate.


Satın Al
Devamı...
 
Electoral Systems in Turkey
Electoral Systems in Turkey

Elections constitute the ultimate ground of struggle between competing political actors. The design of electoral systems, for its part, is as important as the elections themselves. In other words the rules of the game are as important as the game itself. This book on decision-making in post-1945 Turkish political history with a particular focus on electoral systems, contributes to the academic debate between Rational Choice Institutionalism and Historical Institutionalism over the determinants of institutional design. The main question of the book is ‘what explains the electoral system choices in multi-party Turkey?’. Readers are welcome to look inside for the answer.


Satın Al
Devamı...
 
Rus Devrimi ve Mustafa Kemal
Rus Devrimi ve Mustafa Kemal

1917 Ekim Devrimi’yle birlikte alevlenen Rus İç Savaşı (1918-1922) hem bir sınıf savaşı olması hem de Türk-Rus ilişkilerinin kaderini tayin etmesi açısından oldukça önem arz etmektedir. Bolşevikler, Beyazlar, Kossaklar, Menşevikler, Sosyalist-Devrimciler, Kadetler, Yeşiller, Mahnovistler, Basmacılar, Taşnaklar, Müsavatçılar vb. gibi siyasî grup ve fraksiyonların yanı sıra İngiltere, Japonya, Almanya, ABD, Fransa, Osmanlı Devleti ve TBMM’nin iştirak ettiği bu çok boyutlu savaş, aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunda büyük bir rol oynadı. Bilhassa Türkistan, Kafkasya ve Kırım’a kadar sirayet eden iç buhranda Türklerin rolü nazar-ı itibara alınacak seviyededir. Şüphesiz Türkistan’da Basmacı feodal beylerle Sovyet yönetimi arasında yaşanan iç çatışmaların ve Azerbaycan’da vuku bulan sınıf savaşının geleneksel Türk tarihçileri tarafından tahrif edildiğini ve “millî duygularla” incelendiğini düşünmekteyiz. Bu açıdan ekseriyette Rusça literatüre, süreli yayınlara ve Rus arşiv belgelerine istinaden hazırlanan bu çalışma, söz konusu döneme farklı bir bakış açısı getirme amacı taşımaktadır


Satın Al
Devamı...
 
Osmanlı Devleti'nde Ayrılıkçı Arap Örgütü El-Lâ Merkeziye Cemiyeti
Osmanlı Devleti'nde Ayrılıkçı Arap Örgütü El-Lâ Merkeziye Cemiyeti

Osmanlı İmparatorluğu, önemli unsurlarından Arapların yaşadığı Ortadoğu bölgesinde yaklaşık dört yüzyıl boyunca egemenlik kurmuştur. Fransız Devrimi ile dünyaya yayılan milliyetçilik ideolojisi, Osmanlı’nın diğer unsurlarıyla birlikte Arapları da etkilemiştir. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişmeye başlayan Arap milliyetçiliği, Osmanlı Devleti’nin son döneminde kurulan ayrılıkçı Arap cemiyetleri aracılığıyla bağımsızlık isteği aşamasına gelmiştir. II. Meşrutiyet döneminde kurulan ayrılıkçı Arap örgütlerinden biri de El-Lâ Merkeziye Cemiyeti’dir. El-Lâ Merkeziye Cemiyeti, 1912-1914 arasında I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde etkin olmuştur. Adından da anlaşılacağı üzere merkeziyetçi yönetim anlayışına karşı çıkan bu cemiyet, Osmanlı Devleti’nin sorunlarına çözüm olarak adem-i merkeziyetçi bir sistemi önermekteydi. Yayınladığı siyasi programının dışında gizli bir teşkilatlanma dahi oluşturan El-Lâ Merkeziye Cemiyeti, Osmanlı Ortadoğusu’nda Arap milliyetçiliğinin yükselmesi için etkili çalışmalar yapmıştır. El-Lâ Merkeziye Cemiyeti’nin üyeleri arasında milletvekillerinden gazetecilere kadar bir çok önemli Arap milliyetçisi vardı. Bu cemiyeti önemli kılan bir başka etken de I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Arap ayrılıkçılığı hareketini kendi bünyesinde toplamasıydı.


Satın Al
Devamı...
 
The Scramble for Iran: Ottoman Military and Diplomatic Engagements During the Afghan Occupation of Iran, 1722-1729
Pursuit of New Antagonistic Discourses: Politics in the Poetry of the 1980’s

This book is a study of the Ottoman military and diplomatic involvements in Iran during the critical years that followed the collapse of the Safavid dynasty. Contrary to the image of an Empire that followed largely passive and defensive policies in the early eighteenth century, this study will reveal that the Ottoman Empire was remarkably proactive in this period. The Ottomans under the political leadership of Damat İbrahim Pasha (d. 1730) designed their Iranian policies during the 1720s with a distinct awareness of European international politics as well as of local Iranian politics and with the aim not just to protect but also to improve the position of the Empire in a changing global order. Diplomacy constituted an important dimension of the Ottomans’ engagements in Iran, culminating in the 1724 Partition Treaty with Russia, which arranged for the division of the Safavid territory between the Ottoman and Russian empires. War-making constituted the other facet of Ottoman engagements in Iran, and was motivated by complex military, strategic, administrative and economic calculations. Finally, their engagement in Iran brought the Ottomans in contact, and for a time, in conflict with another power, the Afghan invaders of Isfahan. In the religio-legal disputes with the Afghan ulama, the Ottoman side evoked a universalist understanding of the caliphate in anticipation of trends that historians have conventionally dated to the late nineteenth century.


Satın Al
Devamı...
 
Poetry of Self-Definition: Turkish Poetry During the 1980-1983 Junta Period
Pursuit of New Antagonistic Discourses: Politics in the Poetry of the 1980’s

This book is constructed on a research that scrutinizes the junta period following 12 September coup d’état, within 1980-1983. It’s a comparative study of the intra-poetic issues, including the poems published and the debates among the poets, paralleled with the social trends of the period. The nature of the influence of the process following the 12 September coup d’etat on the poets and poetic productions, and the links of this influence to the trends that emerged in society are the main questions of this thesis. The debates in literary periodicals particularly the poets participated to and the thematic qualities of the poems published in the period reflect the poets’ eagerness to define an identity in a society that tend to become individualistic rapidly. This study, focuses on the poets’ thematic and addressing/discursive choices, the junta period is taken as a social transformation process, enforcing and accelerating individualization rather than a period of resistance to an authoritarian regime. The process inevitably included mentality transformation too. This study examines both the mainstream and streams of poetry of September 12 to analyze the entire atmosphere of the 1980s, which were shaped by the military takeover.


Satın Al
Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 10 (Toplam 218)