|
1930’lu yıllarda başta Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Tekirdağ olmak üzere Trakya’nın önemli vilâyet ve ilçelerinde kayda değer sayıda bir Yahudi nüfusu yaşamaktaydı. Onlarca yıldan beri Müslüman komşularıyla sükûnet içinde yaşayan Trakyalı Yahudilerin bu sakin hayatları, 1934 yılının Haziran ayının son günleri ile Temmuz ayının ilk günlerinde aniden sona erecekti. Birkaç gün boyunca süren tehdit ve şiddet eylemlerinin sonunda Yahudiler, evlerini ve eşyalarını terk etmek veya yok pahasına satmak zorunda kalarak İstanbul’a kaçacak, ortam yatıştıktan sonra sadece bir kısmı geri dönecekti. Tarihe “1934 Trakya Olayları” adıyla mâl olan ve aniden meydana gelen bu hâdiselerin sebepleri nelerdi, müsebbipleri kimlerdi? Olaylar, bölgede yaşayanları nasıl etkilemişti?
Üçüncü baskısı yapılmış olan bu araştırma, bu suallere yerli ve yabancı arşiv belgelerinin, hâdiselere bizzat şahit olmuş tanık ifadelerinin, Trakya Umumi Müfettişi İbrahim Tâli’nin teftiş gezisi raporunun, dönemin yerli ve yabancı basınında yer alan haber ve karikatürlerin ve daha önceki baskılarda yer almayan yeni belgelerin eşliğinde ve ışığında cevap vermeye çalışmakta.
|
|
Devamı...
|
|
|
Yirminci yüzyılın ilk yıllarında İstanbul beyaz kadın ticaretinin merkezlerinden biri olarak tanınıyordu. Bu araştırma erken Cumhuriyet döneminde fuhuşun İstanbul’da nasıl denetim altına alındığını incelemekte.
It is little known that in the early twentieth century, Istanbul was internationally condemned as a center for prostitution and vilified for its role in the “traffic in white women.” Through an examination of Turkish and foreign newspapers, Turkish state documents, and the publications of domestic and international organizations, this study explores how the leaders of the newly founded Turkish Republic attempted to negotiate these critiques and how the Ottoman system of state regulated prostitution was transformed in the urban geographies of Istanbul in the 1920s and 1930s. Since studies of urban prostitution cross-cut a number of fields, this work will be a useful reference not only for scholars of Turkish history, but also for research on gender, sexuality, urban studies, and colonialism.
|
|
Devamı...
|
|
|
1928 yılında yayınladığı Türkleştirme ve 1936 yılında yayınladığı Kemalizm kitaplarıyla tanınan Tekinalp, günümüz Türkiyesi’nde unutulmuş bir fikir adamı. Onu hatırlayanlar ise sadece ondan nefret edenler. Yaşadığı yıllarda hem Türk Yahudi toplumu, hem de Türk toplumu tarafından fazla ilgi ve kabul görmeyen Tekinalp hakkındaki bu çalışma, onun Türk Yahudilerinin Türkleşmeleri konusundaki gayretlerini ele almakta. Tekinalp’ın 1936 yılında Türkçe, 1937 yılında ise Fransızca olarak yayınladığı Kemalizm ve Le Kémalisme kitaplarının hangi şartlar altında yayınlandıkları da ilk kez bu kitapta ortaya çıkmakta. İlk cildin son bölümü, Tekinalp’ın günümüz Türkiyesi’nde değişik ideolojilere mensup yazarlar tarafından nasıl algılandığının bir tablosunu vermekte ve tahlilini yapmakta. Tekinalp’ın popüler kültürde nasıl algılandığı konusu ise Genel Ağ’da yer alan sözlüklerdeki maddelerden ve aleyhinde yazılan yazılardan örneklerle kitapta yer almakta. İkinci ciltte Tekinalp’in şimdiye kadar yayınlanmamış günlükleri, üçüncü ciltte ise iktisat, sosyoloji ve şehircilik ile ilgili yazıları yer almakta.
|
|
Devamı...
|
|
|
1955 yılının 6 ve 7 Eylül günleri, Türkiye Cumhuriyeti
tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Toplu bir imha ve yağma
histerisine kapılmış kitleler, iki gün boyunca İstanbul ve İzmir'de Rumlara ait
mağaza, kilise, gazete ve mezarlıkları tahrip etti ve yağmaladı. Bu trajik
hadise çok sayıda incelemeye konu olmuşsa da olaylara tanık olmuş veya olayları
bizzat yaşamış insanların hatıraları bugüne kadar derlenip bir araya
getirilmemişti. Bu çalışma; hatıratlar, sözlü tarih görüşmelerinin tutanakları,
basın, internet gibi çok değişik kaynaklarda mevcut anıları ilk kez bir araya
getirmekte. Bu hatıralar okunduğunda, 6-7 Eylül 1955 tarihinde yaşanan
çılgınlık bir kere daha gözlerin önünde canlanmakta.
|
|
Devamı...
|
|
|
Bu eser, VAKKO Mağazaları’nın kurucusu Vitali Hakko’nun (1913-2007) kendi ağzından aktarılmış ve ilk baskısı Türkçe olarak 1997 yılında yayınlanmış hayat hikâyesinin gözden geçirilmiş ve güncellenmiş İngilizce çevirisidir.
Yaratmış olduğu VAKKO markası günümüzde üstün kalite ile eşanlam taşımakta. Vitali Hakko aynı zamanda önemli bir hayırsever ve sosyal meseleler ile ilgilenen bir işadamı olup Beyoğlu’nu Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin fikir babası ve kurucularındandı.
|
|
Devamı...
|
|
|
Askerlik anıları, her Türk erkeğinin anlatmaktan usanmadığı sohbet konularından biridir. Askere gidenlerin gayrimüslim olmaları halinde ise sorulan ilk suallerden biri, “isminden veya gayrimüslim olmandan dolayı bir problem yaşadın mı?” sualidir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde gayrimüslim subayların yer almaması, vatanî görevleri sırasında şehit olan gayrimüslimler için şehit sıfatının kullanıp kullanılmayacağı halen zaman zaman tartışılan konular. Azınlıklar arasında “bizleri ne çavuş, ne de muvazzaf subay yaparlar” kanaati de oldukça yaygın. Bu çalışma, bu alana ilk kere el atmakta. Yayınlanmış hatıralar ve ilk kere bu kitapta yer alan çok sayıda mülakat sayesinde konuya ışık tutulmakta ve gerçeğin, sanıldığı gibi ne kapkara ne de bembeyaz olduğu gösterilmekte. Hatıraları ve mülakatları okurken hem gülmek hem de hüzünlenmek mümkün. Azınlıkların, Cumhuriyet yıllarında vatanî görevlerini yerine getirirken ayrımcı bir uygulamayla ne mertebede karşılaştıkları konusundaki etraflı bir araştırma da bu kitapta yer almakta. Böylece kitapta yer alan tanıklıkların ve hatıraların, tarihsel bir çerçeve içinde değerlendirilmeleri mümkün olmakta.
|
|
Devamı...
|
|
|
Bu kitapta yer alan yeni kuşak tarihçilerin yazdıkları makaleler Türk tarihini sosyal tarih açısından incelemekteler. Soyadı Kanunu’nun uygulanması, Kurtuluş Savaşı’nın sosyal tarih açısından yeniden yazımı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında aile ve ulus devletinin kurulması, taşra basını kitapta incelenen konulardan birkaçıdır.
In the past two decades the historiography of Turkey has broken free of the shackles imposed by nationalist ideology. Scholars are now exploring dimensions that previously had been declared either irrelevant or off-limits. Towards a Social History of Modern Turkey is the work of this new generation of scholars who are committed to exploring diverse aspects of Turkish history at a time when there is growing recognition that a socio-historical perspective has an important contribution to make to our understanding of the Turkish past. The authors are all concerned to explore the social dimension of one of the great changes that is common to all modern histories, namely the establishment of the nation-state. The essays in this volume are the result of a series of workshops in which scholars explored how to move beyond the bare skeleton of Ottoman and/or republican Turkish political history, and to add substance to a framework that is already well-known. Trained and employed in both North America and Turkey, this generation of scholars brings to the task a variety of disciplinary perspectives that includes history, anthropology, sociology and political science. In their essays the authors discuss both how they have tackled the challenge of writing the social history of Turkey and also their most important conclusions. As such they provide a variety of refreshing and promising perspectives on the history of modern Turkey.
|
|
Devamı...
|
|
|
Son yıllarda Türkiye'de İslami hareketin yükselişi hakkında çok sayıda inceleme yayınlandı. Bu eserlerde gözlemlenen İslami hareketin ne anlama gelebileceği konusunda da sayısız yorum yapıldı. Bu kitap 1950'li yıllarda Türkiye'de görev yapmış olan Amerikan diplomatlarının raporlarını ve gözlemlerini içermekte. Bu raporlar sayesinde Türkiye'de İslami hareketin köklerinin ellili yıllara uzandığını ve günümüzde tartışılan ve anlamlandırılmaya çalışılan İslami hareket konusunda ellili yıllarda da benzeri tartışmaların yer aldığına işaret etmekte.
For the last two decades there have been countless books and debates on the subject of the revival of the Islamic movement in Turkey and its meaning: are we witnessing the transformation of the Atatürk's Turkish Republic, founded on staunchly secular principles, into a type of theocratic Islamic state, or was the rise of political Islam simply a return to a cultural and political ‘authenticity' long denied by the Kemalist regime? The present volume shows, through the reports and observations of the American diplomats stationed in Turkey in the 1950s, that the roots of Turkey's Islamic movement lie in currents and trends already present in this period, and that much of the current discussion is not so new, but has actually been going on in western political and diplomatic circles since this time. As such, this work should prove to be an indispensable reference for the scholars working on contemporary Turkey and on the complex relations between cultural and political Islam and the secular order in Turkish society.
|
|
Devamı...
|
|
|
Bu kitapta derlenen raporlar Türkiye'de görev yapmış olan Amerikan diplomatları tarafından hazırlanmış olup 1925 ila 1962 yılları arasındaki dönemi kapsamakta. Raporlarda gazetelerin satış rakamları, gazete sahipleri ve yazı işleri müdürlerinin görüşleri, gazetelerin siyasi ideolojileri, basın hürriyeti gibi konularda ayrıntılı bilgi vermekte. Bu raporlar sayesinde okurlar Cumhuriyet dönemi Türk basını hakkında daha önce mevcut olmayan bilgilere erişmekte.
This volume attempts to provide an overview of the Turkish press from 1925 to 1962. The information provided is based on reports by the different American diplomats stationed in the American Embassy in Ankara and in the Consulates of Istanbul, Izmir and Adana. As such, the reports themselves cover a wide spectrum of subjects, from detailed reports on circulation figures to the ideological profiles of the various newspapers, information about the papers' editors and owners to broader questions, like press freedom in Turkey.
As a result, this work will provide the reader with a unique access to a broad picture of the Turkish press in the Republican years, a subject that has yet to receive the attention from scholars that it deserves.
|
|
Devamı...
|
|
|
Bu çalışma Türkiye ve Yunanistan arasında 1923’te gerçekleşen Nüfus Mübadelesini ve onun Adana şehri üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerini incelemektedir. Bu çalışma Adana şehrinin Nüfus Mübadelesi öncesi ve sonrasında, 1830-1927 yılları arasında, ekonomik ve sosyal hayatının karşılaştırılmasını sunmaktadır. Ayrıca bu çalışma Nüfus Mübadelesinin Türk kamuoyundaki etkilerini, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Türk medyasının Nüfus Mübadelesine yaklaşımlarını incelemektedir.
This study investigates a particular phenomenon, the Exchange of Populations between Greece and Turkey in 1923 and its impact on the social and economic life of the city of Adana. It presents the comparison between the economic and social conditions in the city before and after the Exchange of Populations, exactly between the years 1830 and 1927. It also focuses on the repercussions of the Exchange of Populations on the Turkish public; it particularly examines the approach of the Grand National Assembly and Turkish media to the Exchange of Populations issue.
|
|
Devamı...
|
|
|