Ana Sayfa arrow Tüm Kitaplar
Tüm Kitaplar
Osmanlı Devleti'nde Sigortacılık

Osmanlı Devleti'nde Sigortacılık

İnsanoğlu ve risk birlikte var olmuş, olgunlaşmış ve gelişmiştir. İnsanın tehlikelere karşı güvence arayışı, risk yönetimini ortaya çıkarmış ve sigortacılık, bu yöntemler arasında yerini alan uygulamalardan biri olmuştur.

Ticaret hacmindeki artış ve modernite, sigortacılığa duyulan ihtiyacı hissedilir kılmıştır. 18. yüzyılın son çeyreğinde yönetimin ve tüccarların nakliye sigortasına müracaat etmesiyle Osmanlı İmparatorluğu'nda modern sigortacılığın tohumları atılmıştır. 19. yüzyılın ilk yarısında az sayıda da olsa faaliyete geçen sigorta şirketlerinin yüzyılın ikinci yarısındaki, özellikle son çeyreğindeki artışıyla sigortacılık, bu topraklarda da gelişmeye başlamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu, sigorta şirketleri için verimli bir alandı. Etkin bir denetime tâbi tutulmamaları, piyasaya girmelerini ve faaliyetlerinin devamını kolaylaştırıyordu. Ancak büyük yerleşim merkezlerinde ahşap yapıların egemen olması, yangınlar ve özellikle kasıtlı yangınlar, itfaiye teşkilatının yetersizliği, görece küçük şirketlerin müşteri kapma ya da portföyünü genişletme amacıyla ucuz tarifeler uygulaması verimliliği azaltan etkenlerdi.

Fatih Kahya, elinizdeki çalışmasında sigortacılığın Osmanlı İmparatorluğu'nda ortaya çıkışını ve gelişim sürecini, sigortacılığın sağlıklı bir zeminde gelişmesinin önündeki engelleri, piyasadaki olumsuzluklara karşı verilen tepkileri, piyasayı düzenleme çalışmalarını, Osmanlı Devleti'nin ve halkın sigortaya karşı tutumunu incelemektedir.

Devamı...
 
6-7 Eylül 1955 Olayları: Tanıklar - Hatıralar

6-7 Eylül 1955 Olayları: Tanıklar - Hatıralar

1955 yılının 6 ve 7 Eylül günleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Toplu bir imha ve yağma histerisine kapılmış kitleler, iki gün boyunca İstanbul ve İzmir'de Rumlara ait mağaza, kilise, gazete ve mezarlıkları tahrip etti ve yağmaladı. Bu trajik hadise çok sayıda incelemeye konu olmuşsa da olaylara tanık olmuş veya olayları bizzat yaşamış insanların hatıraları bugüne kadar derlenip bir araya getirilmemişti. Bu çalışma; hatıratlar, sözlü tarih görüşmelerinin tutanakları, basın, internet gibi çok değişik kaynaklarda mevcut anıları ilk kez bir araya getirmekte. Bu hatıralar okunduğunda, 6-7 Eylül 1955 tarihinde yaşanan çılgınlık bir kere daha gözlerin önünde canlanmakta.

Devamı...
 
Beyaz Rus Ordusu Türkiye'de

Beyaz Rus Ordusu Türkiye'de

1920 Sonbaharında, Bolşevikler karşısındaki yenilgisi üzerine, General Wrangel komutasındaki Beyaz Ordu, sivillerle birlikte Kırım'dan İstanbul'a gelmiştir. Fransız himayesine giren bu ordunun bir kısmı işgal altındaki İstanbul'un çevresinde kalırken, büyük bir kısmı da Gelibolu ve Limni adasına dağıtılmış; ertesi yıl, ağırlıklı olarak Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerine gönderilerek tasfiye edilmiştir.

Elinizdeki kitap, bugüne kadar Rusları sadece Beyoğlu'nun gece yaşamı ve modası bağlamında ele alan Türkçe literatüre, gelen mültecilerin büyük miktarını oluşturan Rus Ordusu'nu merkezine alarak, bütünsel bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Bolşevik Devrimi sonrasında yaklaşık iki milyonu bulan Rus mülteciler, Türk-Yunan nüfus mübadelesiyle birlikte Avrupa'daki en önemli mülteci meselesi olarak, uzun süre Milletler Cemiyeti'nin gündeminin önemli başlıklarından birini oluşturacaktır

Devamı...
 
O Ergatis, 1908-1909: Ottomanism, National Economy and Modernization in the Ottoman Empire

O Ergatis, 1908-1909: Ottomanism, National Economy and Modernization in the Ottoman Empire

Ergatis Ağustos 1908 ila Nisan 1909 tarihleri arasında İzmir'de Rumca dilinde yayınlanan bir gazetedir. Bu kitap bu gazeteyi incelerken II. Meşrutiyet'in ilk aylarında Osmanlı İmparatorluğu'nda cereyan eden ideolojik gelişmelerin bazı yönlerine ışık tutmaktadır. Ergatis gazetesi incelendiğinde gazeteyi yayınlayanların da dahil olduğu İzmir Rum Ortodoks burjuvazisinin en azından bir kısmının Jön Türklerin amaçlarından hiç de farklı olmayan amaçların etrafında birleştikleri görülmekte. Bu amaçlar şunlardı: bütün Osmanlıları bir Osmanlılık kavramının etrafında birleştirmek, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleştirmek ve bir Osmanlı milli iktisadını inşa etmek. Ancak aynı Rum Ortodoks burjuvazisinin Rum cemaatinin geleneksel ideolojisi ve liderliği ile olan bağlarını kesmemesi veya kesmek istememesi gazetenin modernleşme söylemi üzerinde ciddi baskılar yaratmakta idi. Osmanlı güç dengesi içinde Rum cemaatinin durumunu sarsabilecek herhangi bir toplumsal baş kaldırıdan kaçınmak için Rum burjuvazisi yeni ittifaklar kurma arayışına girmeye, seçkinci bir söylemi benimsemeye mecbur oldu ve böylece kendi modernleşme söylemini geçersiz kıldı.

Ergatis is a Greek-language newspaper published in Izmir from August 1908 until April 1909. Through the study of this newspaper, this book tries to shed light on certain aspects of the ideological developments that took place in the Ottoman Empire during the first months of the Second Constitutional Period, giving one example of one of the possible handicaps of Ottoman modernization.

It would seem that at least a part of Izmir's Greek-orthodox bourgeoisie - to which the publishers of Ergatis belong - rally around goals that are not very different from the goals pursued by the Young Turks: uniting all Ottomans around a notion of Ottomanism, modernizing the Ottoman Empire and constructing an Ottoman national economy. However, their inability - or unwillingness - to sever their ties with their community's traditional leadership and ideology, places severe constraints upon their modernizing discourse. In order to avoid any social upheaval that would impair their community's standing within the Ottoman power balance, they are obliged, instead of seeking new alliances that would strengthen their modernizing outlook, to espouse an elitist discourse and to draw on traditional elements, thus invalidating their modernizing discourse.

Devamı...
 
İslamcı Söylemde Kamusal Alan ve Türban Tartışmaları

İslamcı Söylemde Kamusal Alan ve Türban Tartışmaları

Elinizdeki kitap, türban sorunu bağlamında İslâmcı söylemin kamusal alan tasavvurunun çözümlenmesine odaklanıyor. 1980'lerden günümüze türban sorununda kilometre taşları olarak değerlendirilebilecek örnek olayların Milli Gazete, Yeni Asya, Yeni Şafak, Zaman ve Anadolu'da Vakit gazetelerindeki köşe yazılarında tartışılma biçimlerinin çözümlenmesine dayanan çalışma, İslamcı söylemin türban sorunu ve kamusal alan tartışmaları üzerinden Kemalist hegemonyayı yerinden etmeye çalıştığını savunmaktadır. Türban sorunu çerçevesinde gerçekleşen tartışmalarda kadın bedeninin araçsallaştırıldığı, bunun yanı sıra İslamcı söylemde türbanın kamusallık kazanmasına ilişkin olarak geliştirilen argümanların İslamcılık'ın kamusal alana "sızma" stratejisinin bir parçası olduğu bu çalışmanın temel savları arasındadır. 

1980'lerden beri Türkiye'nin en çatışmalı meselelerinden biri olan türban sorunu, yakın gelecekte de gündemdeki yerini sürdürmeye devam edecek gibi görünüyor. Toplumsal alanın bu sorun etrafında kutuplaştırılarak sorunun çözümsüzleştirilmesinin önüne geçilmesinin yolu, iki kutbun farklı içeriklerle de olsa benzer işleyiş mantıklarının olduğunun fark edilmesidir. Birbirine rakip, dışsal ve geçirimsiz olarak konumlanan iki söylemin ya da kutbun, benzer işleyiş mantıklarını açığa çıkarmayı hedefleyen elinizdeki bu kitap, sorunun tartışıldığı karşıtlıkların dışında bir zemine taşınmasının gerekliliğine işaret etmeyi amaçlamıştır. Çalışma, eleştirel bir perspektifin sorunun çözümündeki öneminin altını çizerken, bir çözüm önerileri dizisi sunmaktan çok bir arada yaşama kültürünü zedelemeden bu tür sorunları çözebilmenin önemine vurgu yapmaktadır.

 

Devamı...
 
Crimes of Honor, Drunken Brawls and Murder - Violence in Istanbul Under Abdülhamid II

Crimes of Honor, Drunken Brawls and Murder - Violence in Istanbul Under Abdülhamid II

Kabadayılar ve külhanbeyleri. Sarhoşların kavgaları. Darplar ve hırsızlıklar. 19ncu yüzyılın son kısmında şiddete dayalı adi suçlar İstanbul'da her gün rastlanan vakalardı. Bu olayların çoğu kabadayılardan, külhanbeylerinden veya değişik mülteci cemaatlerinden kaynaklanmaktaydı. Başka şiddet olaylar ise daha evrensel sebeplere dayanmaktaydı, örneğin açgözlülük veya şiddet. Bu dönem aynı zamanda siyasi ve toplumsal değişikliklerin de cereyan ettiği ve toplumun şiddet olaylarını daha az kabul etmeye başladığı bir dönemdi. Arşiv belgeleri, dönemin basını, popüler edebî eserler gibi muhtelif kaynakları temel alan bu kitap Abdülhamid II. döneminde Osmanlı Devleti'nin başkentinde mevcut olan şiddetin vasfı ve nedenleri konusundaki ender bilimsel bir çalışmalardan biridir.

Kabadayıs and külhanbeys.  Drunken brawls.  Muggings and robberies.  Although most people may never have been touched by it, common criminal violence was an everyday occurrence in Istanbul in the late 19th century.  Much of it derived from specific subcultures, such as the kabadayıs and külhanbeys, or various refugee and immigrant communities, each with its own standards of acceptable interpersonal violence.  Other violence had its sources in more universal motives, like greed or rage.  This was also a time of political and social changes, when the state was expanding its policing activities and society was becoming less and less accepting of acts of violence.  Drawing on archival documents, contemporary news coverage, and popular literature, this book provides a rare scholarly overview of the sources and the nature of violence in the Ottoman capital during the reign of Abdülhamid II.

 
Devamı...
 
Forum Dergisi 1954-1960

Forum Dergisi 1954-1960

Forum dergisi, 1 Nisan 1954 tarihinde yayın hayatına giren, ayda iki kez çıkan, Batı-Doğu kutuplaşmasında Türkiye'nin yerinin Batı bloğu içinde olduğunu savunan akademisyen dergiciliğinin istisnaî bir örneğidir.

Derginin 1954-1960 yılları sayılarındaki yazılarda yer alan, ülkenin siyasî, iktisadî ve toplumsal sorunlarına dair getirilmiş olan çözüm önerileri, 1961 Anayasası'nın öngördüğü Türkiye tasarımına kaynaklık etmiştir.

Elinizdeki bu çalışma, Türkiye'de üzerinde çok az konuşulmuş olan Forum dergisinin çıkış macerası, genel yapısı, savunduğu ilkeler ve bu ilkelerin daha sonraki dönemlerdeki yansımaları üzerinden derginin ve dergiyi çıkaran kadronun, Türk siyasal yaşamındaki yerini tespit etme amacını taşımaktadır.

Devamı...
 
Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı: Zaro Ağa (1777 - 1934)

Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı: Zaro Ağa (1777 - 1934)

Resmî kayıtlara göre 1777'de Bitlis'te doğup 1934'te İstanbul'da vefat eden Zaro Ağa, yaşadığı dönemde "dünyanın en yaşlı adamı" olarak Türk ve dünya kamuoyunda büyük bir ilgi uyandırdı. Ömrünün son on yılı dikkate alındığında sıradan hiçbir insanın hayatı, onunki kadar yakından takip edilmedi; uzun yaşamasının sırlarından kadınlara olan ilgisine kadar hemen her şeyi merak edildi. Basın, yakın tarihimizin pek çok önemli olayına ve şahsiyetine tanıklık eden Zaro Ağa'yı, Türkiye'nin ilk medya starı haline getirdi. Ölümü de Türk ve yabancı kamuoyunda bir "kahraman" kaybedilmiş gibi yankılar yarattı. 

Elinizdeki çalışma, Zaro Ağa'yla ilgili bazı orijinal arşiv belgelerinin yanı sıra, esas olarak 1920 ve 1930'larda basında yer alan haberlerden oluşturuldu. Bununla birlikte Amerikan, İngiliz ve İtalyan gazetelerinden de yararlanıldı. Zaro Ağa, son zamanlarda sağlıklı beslenme ve uzun yaşamanın sırları bağlamında yeniden kamuoyunun gündemine girdi. Zaro'nun yaşamını ayrıntılı bir şekilde inceleyen bu eser, aslında yeterince bilinmeyen bu renkli simanın doğru bir şekilde tanınmasına yardımcı olma amacını taşımaktadır.

Devamı...
 
Turkey in the 1960's and 1970's Through the Reports of American Diplomats

Turkey in the 1960's and 1970's Through the Reports of American Diplomats

Bu eser altmışlı ve yetmişli yıllarda Türkiye'de görev yapmış Amerikalı diplomatların hazırladıkları raporlardan oluşmakta. Altmışlı ve yetmişli yıllar Türkiye'nin derin siyasi krizlerle çalkalandığı dönemlerdir. Bu eserde yer alan raporlar o yılların Türkiyesi'ndeki toplumsal ve siyasi durumu Amerikan diplomatlarının gözünden yansıtmakta. Öğrenci hareketleri, 12 Mart muhtırası, Kürt meselesi, dinî ve etnik azınlıkların durumu, bu kitapta yer alan konulardan sadece bazıları.
This work is comprised mainly of reports prepared by American diplomats stationed in Turkey during the 1960s and 1970s, decades in which the country underwent a series of  profound and wrenching political crises. The reports contained in this work give a unique perspective on the state of affairs in Turkey during  that period, as viewed through the eyes of American diplomats. Student movements, an ultimatum to the government by the Turkish General Staff on March 12, 1971,  Kurdish issues and the status of the country's religious and ethnic minorities are  just a few of the subjects covered.

Devamı...
 
Osmanlı Mizah Basınında Batılılaşma ve Siyaset (1870-1877)

Osmanlı Mizah Basınında Batılılaşma ve Siyaset (1870-1877)

Son yıllarda tarihçilikte gelişen farklı yaklaşımlar, farklı kaynaklara yönelme olgusunu da beraberinde getirdi. Bu nedenledir ki daha önceden edebiyat tarihçilerine ve kısmen etnologlara bırakılan mizah araştırmaları artık tarihçilerin de ilgi alanına girmeye başlamıştır. Dolayısıyla mizah ve mizah basını tarih araştırmaları açısından vazgeçilemez bir kaynak özelliği niteliğindedir. Osmanlı mizahı, konu olarak henüz tüketilmiş değildir. Aksine konu, sunduğu zengin malzemeyle araştırmaya açık bakir bir alan görünümündedir. Yazılarıyla ve karikatürleriyle Osmanlı mizah basını, dönemi resmeden bir içeriğe sahiptir. Bu özellik sayesindedir ki kimi Osmanlı aydınlarının siyasal ve ekonomik pek çok olayı nasıl algıladıklarını ve yorumladıklarını daha sarih bir şekilde görebiliyoruz. Ayrıca gündelik hayatın dokularına nüfuz eden bir bakışla kaleme alınan yazılarda ve karikatürlerde ‘sıradan' insanın tarz-ı hayat'ını bulmak çarpıcıdır. Cemil Meriç'in deyimiyle "dergi ve gazete bir devrin çehresini makyajsız olarak terlik ve sabahlığı ile teşhir eder." Bu yanıyla sosyal tarihin gizli kalmış yanlarının açığa çıkartılabilmesi de mümkündür.

Elinizdeki kitap 1870-1877 dönemi Osmanlı mizah basınında yer alan "Şark meselesi", "kapitülasyonlar", "ilk mebus seçimleri", "Kanun-ı Esasi", "moda ve kadın", "terakki-i medeniyet" (batılılaşma) gibi temalar üzerinden memleket meselelerine karikatüristlerin ve yazarların bakışını merkeze alarak yapılan ilk araştırmalardan biridir. Diğer bir deyişle döneme damgasını vurmuş Diyojen, Çaylak, Hayal, Çıngıraklı Tatar, Kahkaha gibi olgusal malzemelerle doğrudan temas kurarak karikatür ve mizahın zevkli ve renkli penceresinden döneme panaromik bir şekilde bakmayı deneyen bir çalışmadır.

Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>

Sonuç 21 - 30 (Toplam 53)

Satın Almak İçin

Pandora.com.tr Kitapyurdu.com İdefix.com Zero Books Online.com

Bu linkleri tıkladığınızda yeni bir pencere açılacaktır. Bu şekilde ulaşılacak sayfaların içerikleriyle Libra Kitap'ın bağlantısı yoktur.

Yazarlarımızdan

Erdal İnce Erdal İnce
1978 yılında Bilecik’te dünyaya geldi. ...Devamı...
Fatma Kılıç Denman Fatma Kılıç Denman
1976'da İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Arşivcilik B&...Devamı...
Laurence Salzmann Laurence Salzmann
Laurence Salzmann, a native of Philadelphia, has worked ...Devamı...