|
25 Ağustos 1965'de Fransız Sinematek derneği ve Henri
Langlois ile işbirliği içerisinde sinema sevdalısı genç aydınlar tarafından
temelleri atılan Türk Sinematek Derneği varlığını 1980'e kadar sürdürür.
Sinematek ne tek
başına bir sinema salonu, ne artistik bir atölye, ne de bir çalışma grubuydu.
Dernek, üyelerinin hem sinema, hem de politikaya dair istek ve beklentilerinin
bir araya geldiği ve bu yönde üretimlerin yapıldığı bir mekândı.
Sinema
tarihimizde önemli izler bırakan bu derneği merkeze alan elinizdeki kitap 1960-1980
arası Türkiye'sindeki sinemasal gelişme ve sorunları da irdeleyen bir çerçeveye
sahip.
|
|
Devamı...
|
|
|
“II. Mesrutiyet” dönemi, Osmanlı İmparatorluğu halklarının parlamenter yönetim altında sorunlarına çare bulma girişimlerine sahne olmuştur. Dönemin en önemli siyasal aktörü olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, bir yandan meşrutiyet yönetiminin temellerini sağlamlaştırmaya çalışmış, bir yandan da “ittihad-ı anasır” politikası adı altında “Osmanlılık” üst kimliğini ön plana çıkararak imparatorluktaki unsurların bağlılıklarını güçlendirmeyi hedeflemiştir. İttihatçıların bu politikasına karşı en sert muhalefeti ise Rum cemaati yürüttü. Bu kitapta, II. Meşrutiyet’in başlangıcından Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan süreçte, İttihatçıların Rum toplumuna yönelik politikaları ve Rum cemaatinin yapılan yeniliklere karşı gösterdiği tepki incelenirken, Yunanistan’ın Osmanlı Rumları üzerindeki etkisi ortaya konulmakta ve Birinci Dünya Savaşı öncesi iki ülke arasında yarıda kalan nüfus mübadelesi projesi kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Dönemin kaynaklarını esas alarak oluşturulmuş olan bu kitap, son derece başarılı bir bilimsel tarihçilik örneği olarak hem hareketli, hem de dramatik bir sürecin panoramasını okuyucuya sunmaktadır.
|
|
Devamı...
|
|
|
Türkiye Cumhuriyeti'nin yeniden İslamlastırılmasına dair yürütülen güncel tartışma bir yandan ağırlıklı olarak ellili yıllarla yapılan kıyaslamalara dayandırılmakta, öte yandan da İran İslam Cumhuriyeti'ndeki durumla ilişkilendirilmektedir. Ancak bu esnada İslamcı ideolojinin düsünce tarzının tarihsel boyutu genellikle dikkate alınmamaktadır.
Bu araştırma, İslamcı düşüncenin Atatürk ve İnönü dönemlerinde kopmuş gibi görünen sürekliliğini haftalık Sebilürreşâd mecmuası (1908-1925 ve 1948-1965) temelinde ortaya koymaktadır. Aynı zamanda İslamcı yazarların kendi siyasî ve sosyal çevrelerine dair besledikleri düşüncelerde yaşanan değişimleri de ele almaktadır.
|
|
Devamı...
|
|
|
"Her şeyden önce ülkede topraksız çiftçi
bırakılmamalıdır. Bundan daha önemlisi de bir çiftçi ailesini geçindirebilecek
toprağın - hiçbir nedenle ve biçimde - bölünemez hale getirilmesidir. Büyük
çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işleyebilecekleri toprak genişliği, söz konusu
toprağın bulunduğu bölgenin nüfus yoğunluğuna ve toprağın verimine göre
sınırlandırılmalıdır." (Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1937 Meclis'i Açış
Konuşması)
1945 yılına kadar ülkedeki toprak dağılım dengesizliğini ortadan
kaldırmaya yönelik bir takım çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu çalışmalar, ya
uygulama alanı bulamamış ya da yüzeysel düzeyde kalmıştır.
1945 yılına gelindiğinde ise sorunu kökten çözmeyi amaçlayan
1945 Köylüyü Topraklandırma Kanunu hazırlanmış ve meclise sunulmuştur.
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu yasa olarak ülkeye çok bir
şey kazandırmamıştır. Ancak bu yasa, görüşmeler esnasında Adnan Menderes gibi
siyasetçilerin de katılımıyla güçlenen muhalefette yeni oluşumlar için zemin
hazırlamış ve Türk siyasal yaşamında çok partili sisteme geçişte tetikleyici
bir rol oynamıştır.
|
|
Devamı...
|
|
|
Bu kitap 1922 yılının Eylül ayında İzmir'e gelen YMCA (Genç
Hıristiyanlar Cemiyeti) sekreteri Asa Kent Jennings'in hikâyesini anlatmakta.
Jennings'in İzmir'e vardığı tarih
İzmir'in Yunan işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Uzun yıllar Türkiye'de
yaşayacak olan Asa Kent ve oğlu Asa Will Jennings, Mustafa Kemal Atatürk ve
silah arkadaşlarının Türkiye Cumhuriyeti'ni inşa etme çabalarına birinci elden
tanık olacak ve Cumhuriyet'in kurucu liderleri ile bizzat tanışacaklardır.
Baba-oğul Jenningsler aynı zamanda Ankara'daki Gazi Çiftliği'ne saf kan
damızlık inek hibe edilmesi, çocuklar için oyun bahçeleri kurulması,
kütüphanelerin kurulması, Amerikan üniversitelerinde eğitim görmeleri için Türk
öğrencilerine burs temin etme, Himaye-i Etfal Cemiyeti'ne yardım etme gibi
birçok sosyal faaliyetlerde bulunacaklardır. Asa Kent Jennings 1930 yılının
Temmuz ayında The American Friends of Turkey (Türkiye'nin Amerikalı Dostları)
cemiyetini tescil edecek ve faaliyetlerini bu cemiyet vasıtasıyla devam ettirecekti.
Jennings aynı zamanda YMCA cemiyeti ile Türk Ocakları Reisi Hamdullah Suphi
Tanrıöver arasında cereyan eden ve Amerikalı sanayici Arthur Nash'ın cemiyetin
Merkez Binası'nın Ankara'da inşası için Türk Ocakları'na önemli bir meblağı
hibe etmesiyle sonuçlanan müzakerelerde de hazır bulunacaktır.Türk-Amerikan
ilişkilerinin şimdiye kadar hiç bilinmeyen bir yanını inceleyen ve ilk kere gün
ışığına çıkan arşiv belgeleri ve Jennings ailesinin özel arşivinden
yararlanılarak hazırlanan bu çalışma Cumhuriyet'in ilk yirmi yılına birinci
elden tanıklık yapmakta.
This book, which is based on archival documents and private
letters that are being used for the first time, chronicles the little known but
fascinating story of Asa Kent Jennings, a YMCA secretary, who arrived to İzmir
in September 1922 just after the Turkish Nationalist Forces had liberated the
city from the invading Greek Forces. A year later Mustafa Kemal [Atatürk]
proclaimed the birth of the Turkish Republic. Asa Kent and his son Asa Will
Jennings were thus eyewitnesses to the building of modern Turkey by Mustafa
Kemal Atatürk and the other Republican leaders. They were at the same time
important but little known actors in propagating social work activities in
Turkey, such as donating pure bred cattles to the Gazi Farm in Ankara, building
up playgrounds, libraries, giving assistance to Turkish students for graduate
studies in America, assisting the Children's Protection Society (Himaye-i Etfal), and so forth. The
American Friends of Turkey society that Asa Kent Jennings established in July
1930 was instrumental in all these activities. Asa Kent Jennings was also
present in the negotiations and talks with Hamdullah Suphi Tanrıöver, the
president of the nationalistic Turkish Hearths (Türk Ocakları) organization, which eventually resulted in Arthur
Nash, an American businessman of the Universalist faith, donating a sizeable
sum of money to this organization for the erection of their headquarters
building in Ankara.
|
|
Devamı...
|
|
|
"Tarih sadece klişeleşmiş birtakım kaynaklarla mı yazılır?", "İnsan ürünü olan her şey gibi karikatürler de
tarih yazımında birer belge olarak kullanılamazlar mı?"
İste
bu sorularla yola çıkan Yasin Kayış,
tarihçilerin şimdiye
kadar pek de ilgisini çekmemiş
bir alana adım atıyor. Karikatürleri merkeze koyarak hem bir dönemin
panoramasını çizmeye hem de söz konusu dönem içerisinde karikatür sanatı ile
siyaset arasındaki etkileşimi
değerlendirmeye çalışıyor. Çalışma, bir yandan yakın
tarihe ilgi duyanları karikatürler aracılığıyla 1950'li yıllara götürürken, diğer yandan da dönem araştırmacılarına
yeni kaynak alternatifleri sunmaktadır.
|
|
Devamı...
|
|
|
Osmanlı
Devleti'nin II. Meşrutiyet sonrası başlayan ve çöküşü ile sonuçlanan son dönemi, yıkılmaya
yüz tutmuş ve
I. Dünya Savaşı ile birlikte hızlanan
bir çöküş anaforuna
girmiş bulunan
bir devleti kurtarma çırpınışlarının
yaşandığı bir zaman dilimi olmasının yanı sıra,
ekonomik alanda bazı yapısal değişiklikler ve Osmanlı sonrası dönemi
de etkileyecek bir kısım toplumsal ve ekonomik dönüşümlerin
ilk tohumlarının atıldığı
bir dönemdir. Bu dönemde bir Osmanlı bürokratı olan Mustafa Şeref Özkan, savaş yıllarında bulunduğu Ticaret ve Ziraat Müsteşarlığı
ile Nazırlığı görevleri esnasında,
savunucusu olduğu Milli İktisat anlayışının pratiği
olan devletçi ekonomi politikalarının benimsenmesinde ve hayata geçirilmesinde
yaptığı çalışmalar ile oldukça etkili olmuş ve bu süreç içerisinde elde ettiği birikimleri Cumhuriyet dönemine aktarmış önemli bir siyaset ve hukuk adamıdır.
II. Meşrutiyet ile başlayan ve milli mücadele yıllarında
siyasi bir kırılmaya uğrayan,
ancak toplumsal ve ekonomik dönüşümler
bağlamında bir sürekliliği içinde barındıran dönemin ekonomi
alanındaki tecrübe ve birikimlerini Cumhuriyete aktaran Özkan, iki dönem arasındaki
sürekliliği temsil eden ve bir
köprü vazifesi gören bir kişi
olmuştur.
|
|
Devamı...
|
|
|
İkinci
Dünya Savası ve
sonrasında yaşanan gelişmeler Türkiye'nin
iktisadi ve siyasal yaşamında
önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Siyasal anlamda yaşanan en büyük değişiklik, çok partili yasama geçilmesi olmuştur. İktisadi
anlamda yaşanan değişiklik ise 1930'lu yıllardan beri uygulanmakta olan
devletçilik etkisini yitirerek yerini daha liberal uygulamalara bırakmıştır. Devletçiliğin etkisinin azaltılması
konusunda uğraş veren Kurumlardan birisi
de İstanbul Tüccar
Derneği olmuştur. Ticaret sermayesinin
sesini duyurmak için 1947 yılında Ahmet Hamdi Başar'ın öncülüğünde
bir grup tüccar tarafından kurulmuş
olan İstanbul
Tüccar Derneği basta dış ticaret, devletçilik ve
vergi konusu olmak üzere birçok konuda kurmuş olduğu
komisyonlar aracılığıyla
önemli çalışmalar yapmıştır. İstanbul Tüccar Derneği'nin en önemli çalışmalarından biri de
toplanmasına öncülük ettiği
1948 Türkiye İktisat
Kongresi'dir. Kongre resmî otorite dışında
toplanmış olması açısından
bir ilk olma özelliğini
taşımaktadır.
İstanbul
Tüccar Derneği görüşlerini yaymak amacıyla
1948 yılından itibaren Türkiye İktisat Mecmuası'nı yayınlamaya başlamıştır.
|
|
Devamı...
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 51 - 58 (Toplam 58) |